ÖNE ÇIKANLAR
Home » Biyografi » Abdullah Çatlı

Abdullah Çatlı

Abdullah Çatlı, derin devlet ilişkileri olduğu düşünülen ve aydınlatılamayan birçok olayda ismi geçen tanınmış bir karakterdir. Ülkücü, mafya, derin devlet ajanı ve kontrgerilla ile bağlantılı olduğu ileri sürülmüştür.  “Mafya, polis, devlet” üçlüsünün bir araya geldiği Susurluk Kazası’nda hayatını kaybetmiştir. Susurluk kazası, büyük toplumsal tepkilere neden olmuş ve Türk siyasetinin karanlık yönünü açığa çıkarmıştır. Nitekim ölümünün ardından Abdullah Çatlı’nın üzerinden çıkan silah ruhsatı ile yeşil pasaportta dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın imzası vardı. Böylece Abdullah Çatlı ismi Susurluk kazası ile tüm Türkiye’de bilinir hale gelmiştir.

Bakınız:  Susurluk Kazası Fotoğrafları

Abdullah Çatlı Kimdir? Gençlik ve Ülkücülük Yılları

Abdullah Çatlı, 1956 yılında Nevşehir’de dünyaya gelmiştir. Esnaf bir babanın en büyük çocuğudur ve dört kardeşi vardır. Çocukluk ve gençlik yıllarında dövüş sporlarıyla ilgilenmiştir. 21 yaşında Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanı, 22 yaşında ise Ülkücü Gençlik Derneği Genel Başkan Yardımcısı olmuştur. Porto Riko’da anti-terör eğitimi görmüştür. Soğuk savaş yıllarında Gladio adı verilen gizli örgüt adına çalıştığı iddia edilmiştir.

Abdullah Çatlı

Yedi TİP’li Öğrencinin Öldürülmesi

İlk olarak Abdullah Çatlı ismi 1978’de Ankara’nın Bahçelievler semtindeki yedi Türkiye İşçi Partisi (TİP) üyesi öğrencinin öldürülmesi olayının planlayıcısı olduğu iddiası ile kamuoyunda gündeme gelmiştir. Olaya ilişkin olarak dört yıl sonra hakkında tutuklama kararı çıkmıştır. İlerleyen yıllarda eylemi gerçekleştiren kişiler arasında bulunması nedeniyle hüküm giyen Haluk Kırcı olayda rolü bulunduğunu itiraf etmiştir.

ASALA Operasyonu

ASALAASALA, 1975-1985 yılları arasında özellikle Türkiye’nin yurt dışındaki diplomatik temsilcilikleri ile Türk Hava Yolları’na saldırılarda bulunan Ermeni milliyetçisi bir terör örgütüydü. Devletin ASALA ile mücadelede Abdullah Çatlı ile arkadaşlarından faydalandığı iddia edilmiştir. Meral Çatlı, eşiyle birlikte Fransa’da bulundukları 1982 yılında kendilerine devletin üst düzey bir yetkilisinin, ASALA ile mücadele edip edemeyeceklerini sorduklarını belirtmiştir. Bu teklife karşı Abdullah Çatlı ceza evinde yatan arkadaşları ile bazı politikacıların (12 kişi, Türkeş ve Mehmet Irmak gibi) serbest bırakılmaları şartıyla işi kabul edeceklerini belirttiklerini ifade etmişlerdir. Yurt dışında eşinin yanında olduğu dönemde, eşine Türkiye’den ASALA’ya karşı görev verildiğini ve 28 olayda eşinin rolü olduğunu belirtmiştir. ASALA olayına girmeden önce Haluk Kırcı’nın ceza evinden bırakılmasını istediğini, ayrıca ne olduğunu bilmediği bir konuda TÜRKEŞ hakkında bir istekte bulunduğunu, yurt dışında yapılan 28 eylem hakkında Kenan Evren’in bilgisinin olması gerektiğini, Türkiye’ye döndükten sonra eşinin 5-6 defa yurt dışına çıkmış olabileceğini tahmin ettiğini ifade etmiştir.

Esenboğa ASALA SaldırısıTuncay Özkan, ASALA’ya yapılacak operasyonlarla ilgili olarak; Abdullah Çatlı ve arkadaşlarıyla MİT arasında pazarlıkların olduğunu; bu pazarlık sırasında bu ülkücü insanların, MHP Genel Başkanı TÜRKEŞ’in o dönemde devam eden tutukluluğunun ortadan kaldırılması, Balgat katliamı sanıklarının da bulunduğu bazı ülkücü teröristin haklarındaki davaların düşürülmesi ve tutuklu bulunanların salıverilmesi, bu kişilerin Türkiye’de serbest dolaşma haklarının sağlanmasını bildiğini ifade etmiştir. ASALA’ya karşı bazı heykellerin bombalanması, bir Ermeni destekçisi milletvekilinin arabasına bomba yerleştirilmesi gibi eylemler yapıldığını, bu eylemler karşılığında ÇATLI ve arkadaşlarının paralar aldığını, Oral ÇELİK’in bu işe karıştırılmaması özellikle rica edilmesine karşın grup tarafından eylemin zorluğu karşısında bu eylemi gerçekleştirebilecek kabiliyette görüldüğü için dahil edildiğini, özellikle Marsilya’daki eylemler sırasında ÇELİK’in olduğunu, Abdullah ÇATLI, Oral ÇELİK ve diğer insanların yurt dışında kullanıldıklarını, sonrasında ise hiç kullanılmamıştır gibi davranıldığını belirtmiştir.

Dönemin MİT Müsteşarı Burhanettin BİGALI, kendi döneminde ne dışarıda, ne de içeride sağ ve sol militanların, Abdullah ÇATLI gibi, Oral ÇELİK gibi kimselerin tetikçi olarak kullanılmadığını, istihbarat haricinde herhangi bir operasyonda sivil kişilerin kullanılmadığını, bunun mümkün olmadığını, bu kişilerin kendileri tarafından korunmadığını ifade etmiştir. Bu şekilde ASALA ile mücadelede MİT’in bu kişilerden faydalanmadığını savunmuştur.

ASALA’yı Çatlı ve Arkadaşları mı Bitirdi?

ASALA’yı Abdullah ÇATLI ve arkadaşlarının bitirdiği iddiaları vardır. Bir başka görüşe göre MİT elemanlarından Hiram ABAS ve ekibi ASALA’yı önemli ölçüde hırpalamıştır. Özellikle Paris’te Orly hava alanı katliamı ile batılı devletlerin ASALA’ya bakışının değiştiği ve korumasız kaldığı düşünülmektedir. Örgüt içi anlaşmazlıkların da örgütü zayıflattığı ve MİT’in bu fırsatı değerlendirerek örgüte darbe vurduğu öne sürülmektedir. Hiram ABAS ilerleyen yıllarda suikaste kurban giderek hayatını kaybetmiş ve failleri tespit edilememiştir. Kurtlar Vadisi dizisinde yer alan Aslan AKBEY karakterinin Hiram ABAS’ı temsil ettiği ileri sürülmektedir.

Bostadel Cezaevi

Abdullah ÇATLI uyuşturucu nedeniyle Fransa’da hapis yatmış ve ardından yedi yıl ceza aldığı İsviçre’ye iade edilmiştir. İsviçre’nin güvenliği ile meşhur Bostadel Cezaevi’nden 1990’da kaçmayı başarmıştır.

Bağlantıları

Abdullah Çatlı 3Eşi Meral Çatlı ve Ercan Ersoy ifadesinde Abdullah Çatlı’nın sık sık Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giderek politikacılarlar görüştüğünü belirtmektedirler. Tuncay ÖZKAN da parti kongrelerine katıldıklarını ileri sürmektedir. Oral ÇELİK, ÇATLI’nın 1991 yılındaki ANAP kongresinde önce Yıldırım Akbulut’u sonra Mesut Yılmaz’ı desteklediğini, Yaşar Okuyan ve Agah Oktay’ın Çatlı’yı iyi tanıdıklarını ifade etmiştir.

İstihbaratçı Korkut Eken Abdullah Çatlı’yı Mehmet Eymür ile birlikte 1988 yılında emekli olduktan sonra tanıdığını ve Abdullah Çatlı’nın 80 yılı öncesinden itibaren devlete çalıştığını bildiğini belirtmiştir. Çatlı’nın devlet için özellikle Almanya’daki PKK faaliyetlerine yönelik olarak istihbarat çalışmaları yaptığını ve 1980 yıllarının başında MİT ile ilişkisi olduğunu belirtmiştir. Daha sonra ÇATLI’nın uyuşturucu kaçakçılığı işine girince bu ilişkinin bırakıldığını, sadece yurt dışında yararlanıldığını ifade etmiştir.

Abdullah Çatlı’nın Mehmet Özbay sahte kimliği ile silah taşıma ruhsatı almak üzere evrak düzenlenirken o tarihte İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı sıfatıyla onun referansı bulunmaktadır.

Abdullah Çatlı’nın birçok eyleminde Sami HOŞTAN onun yanında bulunan kişilerden birisidir.

Gladio, Özel Harp Dairesi ve Kontrgerilla

Gladio (Türkçe: Kısa Kılıç), İkinci Dünya Savaşı sonrasında Batı Avrupa’da gelecekte olması muhtemel Varşova Paktı işgaline karşı cephe gerisinde direniş başlatmak amacıyla İtalya’da NATO tarafından gizli olarak örgütlenen kontrgerilla operasyonunun kod adıdır. Latince’de kılıç anlamına gelen Gladio sözcüğünü ad olarak kullanan örgüt, Amerikan ve İngiliz kontrgerilla örgütlenmesi olan Stay Behind tarafından 1952 yılında kuruldu.

Gladio adlı örgütün Türkiye’deki uzantısı siyasi literatürde Özel Harp Dairesi olarak adlandırılmış eylemleri gerçekleştirenler ise Kontrgerilla olarak anılmıştır. Kontrgerillanın diğer bir anlamı ise NATO bünyesindeki ülkelerde sol örgütlenmeye karşı oluşturulan yasa dışı Gladio örgütlenmelerinin Türkiye’deki adıdır.

Abdullah ÇATLI’nın Gladyo tetikçisi olduğu ve bu doğrultuda çalıştığı ileri sürülmüştür. Eylemleri ile Gladio’cu olduğu düşünülen Kenan EVREN’e darbe ortamının hazırlanmasında katkısının olduğu iddia edilmektedir.

Uyuşturucu Kaçakçılığı

Adı sıklıkla uyuşturucu ile gündeme gelmiştir. Bu nedenle Fransa’da hapis yatmış, İsviçre’de tutuklanmış ve hapisten kaçmıştır. Jandarma tutanaklarına göre ölümünün ardından üzerinde kokain bulunmuştur.

Oral Çelik : “1984 yılında İsviçre Polisine yapılan yalan bir ihbar ile eroin işi yaptıkları iddiasıyla yakalanmak üzere iken oradan uzaklaştıklarını, ancak bu nedenle iki ülke arasında sorun çıktığını ve Türkiye’den bir Devlet Bakanının İsviçre’ye gittiğini ve ortamı yatıştırdığını, Çatlı’nın 1990 yılında İsviçre’de hapisten kaçıp, Türkiye’ye döndüğünü, Fransa’daki mahkumiyetlerinin de eroin işi ile ilgili düzmece Fransız İstihbaratınca hazırlanan bir senaryo ile ilgili olduğunu, 1984 yılı sonunda Çatlının, 1986-1993 yılları arasında da kendisinin Fransa’da hapishanede yattığını belirtmektedir.

JİTEM’i kendisinin kurduğunu ifade eden emekli Albay Arif Doğan, Abdullah Çatlı’nın yanında çalıştığı şöyle ifade etmiştir: “Abdullah ÇATLI 2 yıl emrimde çalıştı. Rahmetli Hüseyin KOCADAĞ ile birlikte. Bir kuruluşun uyuşturucuyla mücadele edilebilmesi için dört ekolden birisi gerekir. İçici, Üretici, Satıcı ya da Taşıyıcı olacak. Çatlı da bunlardan biriyle uyuşturucu işine girerek onları patlattı. Sonra da milletin gözünde uyuşturucu kaçakçısı oldu.

Tuncay ÖZKAN ifadesinde de dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi, gizli servislerin uyuşturucu kaçakçılarıyla birlikte iş yaptıklarını, onlarla birlikte şirketler kurduklarını, onları açığa çıkarmak için çeşitli çalışmalar yaptıklarını belirtmiştir. Dolayısıyla Abdullah ÇATLI’nın uyuşturucu ile mücadelede de devlet tarafından kullanıldığına işaret edilmektedir.

Adının Geçtiği Diğer Olaylar

Kumarhaneciler kralı olarak bilinen Ömer Lütfi TOPAL’ın öldürülmesinde kullanılan silahın şarjöründe ÇATLI’nın parmak izi bulunmuştur. Dolayısıyla olaya karıştığı bu somut delil ile tespit edilmiştir. Ancak ÇATLI’nın bizzat tetiği çeken mi, yoksa tüfeği hazırlayan mı olduğu tam olarak tespit edilememiştir.

Eylül 1982’de Miami’de ünlü neo-faşist lider Stefano Delle Chiaie ile beraber görüştüğü belirtilmektedir.

Ölümü: Susurluk Kazası

Susurluk kazası
Susurluk kazası

Abdullah Çatlı’nın ölümü de hayatı gibi çok ses getirdi. Kamuoyunda Susurluk kazası olarak bilinen trafik kazası sonucu hayatını kaybeden Çatlı’yı tanımayanlar da bu kaza ile onu tanımış oldular. Üzerinden Mehmet Özbay adına düzenlenmiş ve Maliye Müfettişi unvanı ile hususi pasaport çıkmıştır.

Susurluk kazasının olay yaratmasının nedeni Abdullah Çatlı’nın hayatını kaybettiği araçta yer alan diğer isimlerdi. Bu isimler şunlardı:

  • Hüseyin Kocadağ: İstanbul eski emniyet müdür yardımcısı.
  • Sedat Bucak: Dönemin DYP milletvekili ve Bucak aşireti önderi.
  • Gonca Us: Abdullah Çatlı’nın sevgilisi.

Kazada aracın içindeki dört kişiden yalnızca Sedat Bucak hayatta kalmıştır.

Abdullah Çatlı Yaşıyor mu?

Kimileri Abdullah Çatlı’nın kazada ölmediğini ve sağ çıktığını, kazadan sonra gelen kişiler tarafından öldürüldüğünü iddia etmektedir. Öte yandan Abdullah Çatlı ölmedi yaşıyor iddiaları da vardır. Ancak bunlar komplo teorileri olarak görünmektedir ve ispatlanamamıştır.

Susurluk kazasından sonra Çatlı’nın cesedini teslim alan ve gizli tutan kişinin Jandarma Alay Komutanı Veli Küçük olması kafalarda soru işareti yarattığı görülmektedir. Zira Veli Küçük derin devlet ilişkileriyle gündeme gelmektedir.

Abdullah Çatlı Sözleri

  • Sonunu düşünen kahraman olamaz.” Gökçen Çatlı babasının bu sözü çok sık kullandığını belirtmiştir. Aslında bu sözün Şeyh Şamil‘e ait olduğu bilinmektedir. Kardeşi Zeki Çatlı da bu sözü ağabeyinin Şeyh Şamil’e atfen aktardığını ifade etmiştir.
  • Kanı ve sütü bozuklarla iş yapılmaz, siyaset konuşulmaz, tartışmaya girilmez. Kafasına sıkılır, sevaba girilir.
  • İki kişinin bildiği sır olmaz.” Zeki Çatlı bu sözün ağabeyine ait olduğunu belirtmiş ve Polat Alemdar karakterinin kullandığı sözü Soner Yalçın’a kendisinin aktardığını ifade etmiştir. Bazı sırları kendisine anlatması için ağabeyine baskı yaptığında bu sözü söylediğini belirtmiştir.
  • Zeki Çatlı ağabeyinin “canavara sormuşlar neden boynun kalın” sözünün Kurtlar Vadisi dizisinde “kurda sormuşlar neden boynun kalın” şeklinde işlendiğini söylemiştir. Bu sözünde Abdullah Çatlı’ya ait olduğunu iddia etmiştir.
  • Kimseyi ezmedim, ezeni ezdim.

Yararlanılan Kaynaklar

  • TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Raporu
  • http://www.radikal.com.tr/turkiye/haluk-kirci-evet-7-tipliyi-ben-oldurdum-1001002/

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Watergate Skandalı

Watergate Skandalı

Watergate skandalı, 1972’nin Haziran ayında meydana gelen bir hırsızlık olayının Washington Post gazetesi tarafından ortaya …

Sivil Toplum

Sivil toplum nedir sorusuna cevap aramadan önce sivil toplum kavramını, toplumsal gerçeklik bakımından incelemek gerekir. Bu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir