ÖNE ÇIKANLAR
Home » Siyaset » Gramsci ve Tarihsel Blok

Gramsci ve Tarihsel Blok

Gramsci’ye göre toplumda çeşitli ve karmaşık nitelikli yapılar ve üst yapılar vardır. İşte bu alt yapılar ve üst yapılar bir “tarihsel blok” oluştururlar. Ancak Gramsci çalışmalarında alt yapı üzerinde çok fazla durmamakta ve bir kaç belirlemeyle yetinmektedir. Bu belirlemelerinde alt yapı, toplumsal güçler ve üretim dünyasının bütünlüğü olarak çok basit bir biçimde tanımlanmakta, bu iki düzey arasındaki katı bağ vurgulanmakta ve tarihsel blokun üst yapısına oranla bu öğenin çok daha statik olduğu üzerinde durulmaktadır. Dolayısıyla Gramsci’nin alt yapıya ilişkin özgün bir belirlemede bulunmadığını söylemek mümkündür.

Düşünür üst yapıyı “karmaşık, çelişik, uyuşmazlıklar bütününü, toplumsal üretim ilişkilerinin bütününü” yansıtan bir alan olarak tanımlıyor ve üst yapının iki katmanına işaret ediyor: “sivil toplum” ve “politik toplum” veya diğer adıyla “devlet”. Bu iki katmanda etkin olan değerleri, kullanılan yöntemleri sıralamak gerekirse:

Antonio Gramsci
Fotoğraf: Abode of Chaos

Devlet veya siyasal toplum:

  • diktatörlük
  • zorlama araçları(ordu, polis, idare, yargı ve bürokrasi)
  • dar anlamda hükümet, iktidar aracı olarak devlet ve egemenlik

Sivil Toplum:

  • hegemonya
  • hegemonya araçları (kültürel, siyasal, ekonomik)
  • düşünsel anlamda bir bütün oluşturan devlet
  • rıza üretme aracı olarak devlet
  • etik-politik liderlik

Gramsci’nin savunduğu tezlerden biri de “tarihsel blok”un kollektif iradeden doğduğudur. Buna göre politik özneler açık bir şekilde ifade edildiğinde sınıf ile tam örtüşmez. Politik özneler karmaşık kollektif iradelerdir. Bu nedenle sosyalizme gidiş sadece işçi sınıfının çabalarının ürünü olmayacaktır. Aynı şekilde hegemonik bir sınıfın ortaya koyduğu ideolojik öğeler de bir sınıfın ortaya koyduğu ideolojik öğeler de bir sınıfın ideolojisi olmak zorunda değildir. Bu bağlamda Gramsci ideolojinin saf sınıfçı ve kapalı bir dünya görüşünü temsil etmediğini savunur. İdeolojiyi sadece işçi sınıfına yönelik bir düşünceler bütünü olarak görmemek Gramsci’nin genel düşünce sistematiğine aykırı değildir. O, ideolojiyi sadece işçi sınıfına yönelik düşünmez. Çünkü, bir ideolojinin oluşumunda işçi sınıfı bilincinin yanında gelenekler, tarihsel koşullar ve aydınlar da önemli rol sahibidir.

Gramsci’nin “tarihsel blok” düşünceleriyle ilgili farklı yorumlar mevcuttur. Konuya ilişkin ilk yorum, tarihsel blok kavramının üst yapısal yorumudur. Özellikle Norberto Bobbio tarafından savunulan bu yorum, Gramsci’nin tarihsel bloğun iki öğesi arasında yaptığı ayrıma ve üst yapıyı kendi içinde “güç” ve “onay (rıza)” olmak üzere iki bölüme ayırmasına dayanmaktadır. Gramsci’de bir taraftan üst yapının tarihsel blokun etkili öğesi olması, diğer taraftan üst yapı içerisinde öncelikli rolün sivil topluma atfedilmesi, onu diğer Marksistlerden, hatta Marx’ın kendisinden bile ayırmaktadır. Fakat yine de Bobbio, asıl amacının Gramsci’yi bir anti-Marksist olarak göstermek olmadığını belirtmekte ve Gramsci’yi altyapı ile üst yapı arasındaki diyalektik ilişkiyi kabul etmesinden dolayı, Marksist sistemin içine yerleştirmenin doğru olacağını ifade etmekten çekinmemektedir.

Norberto Bobbio’nun Yorumu

Bu yoruma göre Marx, her ne kadar alt yapıyla üst yapı arasındaki ilişkiyi kabul etse de, alt yapıya üst yapı karşısında daima öncelik tanımakta ve birincisini asıl ve bağımsız, ikincisini ise ardıl, bağımlı olarak ele almaktadır. Oysa Gramsci, alt yapıyla üst yapı arasındaki ilişkilerin karmaşıklığının farkına varmasından dolayı bu tutumu benimsememekte ve basit-determinist yorumlara karşı çıkmaktadır. Ona göre siyasal eylemi belirleyen ekonomik yapı değil, bu yapının ve onun gelişimini düzenleyen kuralların yorumlanışıdır. Gramsci’de Marx’ın tersine, asıl ve bağlayıcı olan altyapı değil, üst yapının kendisidir. Bunun yanında üst yapı içindeki iki uğraktan ideolojik olanı da kurumsal olanına daima egemen bir görünüm sergilemekte ve üst yapının olumlu yönünü temsil etmektedir.

Marx ile Gramsci arasındaki asıl ayrılığın ortaya çıktığı yer, sivil toplum-devlet arasında öngörülen ilişki düzeyinde yatmaktadır. Marx, sivil toplum-devlet arasındaki ilişkiyi basit bir karşıtlık olarak görüp, sivil toplumu ekonomi alanına dayandırırken, Gramsci daha karmaşık bir anlayış benimsemektedir. Gramsci’de birbiriyle kısmen çakışan iki ikili yapı bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, altyapı ile üst yapı arasındaki ikili yapıya karşılık gelen “zorunluluklar” ile “özgürlükler” arasında; diğeri ise ideolojiler ile kurumlar arasındaki ikili yapıya karşılık gelen “zor” ile “rıza” arasındadır.

Texier’in Yorumu

Konuya ilişkin ikinci yorum, Bobbio’nun çözümlemesine yanıt olarak geliştirilmiş olan, tarihsel blok kavramının Ortodoks yorumudur. Özellikle Jacques Texier tarafından savunulan bu yorum, daha çok Marx’ın Alman İdeolojisi ile Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’ya Önsöz’ün determinist olmayan bir çözümlemesine dayanmaktadır. İlk yapıtında Marx, ideolojilerin her zaman kurumlardan sonra geldiğini ileri sürerek determinist görünen bir anlayışı dile getirmekte; ikinci yapıtında ise, insanların üretici güçlerle üretim ilişkileri arasındaki çatışmaların bilincine “ideolojik biçimler” alanı üzerinde vardıklarını ve bu çalışmayı sonuna kadar götürdüklerini bildirmektedir.

Bu çerçevede yapılması gereken ilk şey, her ikisi de Marx’a ait olan bu olumlamaların uzlaşması adına, üst yapının, alt yapının “yansısı” olduğu teorisinin determinist yorumunun çürütülmesidir. Texier’de tam buna girişerek, toplumsal üretim ilişkilerinin, Marx’da devindirici ilke olarak değil, tarihsel devinimin temeli, tüm tarihin gerçek ocağı ve gerçek sahnesi olarak ele alındığını bildirmektedir.

Gramsci tarafından Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı’ya Önsöz’ün irdelendiği birçok notta alt yapısal düzeyin özsel rolünün vurgulandığını belirten Texier, bütün bu çözümlemelerden Gramsci için alt yapının “birincil”, “koşullandıran” olduğu sonucunu çıkarmaktadır. Her ne kadar tarihsel bloğun organik bunalımları döneminde bu durum tersine dönse ve rasyonellikten uzaklaşsa da, bu sadece bir istisna olarak kalmakta ve alt yapının genel belirleyiciliğini tartışma konusu yapmamaktadır. Ancak bu durum, Gramsci’nin altyapı ya da üstyapıdan herhangi birine öncelik atfettiği anlamına da gelmemektedir. Çünkü ona göre alt yapıdan üst yapıya geçiş, tarihsel bir diyalektik içinde gerçekleşmekte ve bu da ancak etkin, yaratıcı insanal faaliyetlerle gerçekleşmektedir.

Sonuç olarak ortodoks yorum, Gramsci bakımından tarihsel blokunun ekonomik uğrağının, son aşamada da olsa kendisine başvurulması gereken temel belirleyici uğrak olduğunu ileri sürmekle birlikte altyapı ya da üst yapı uğraklarından herhangi birinin önceliğine karşı çıkmaktadır.

Tarihsel blok kavramının Gramsci tarafından alt yapı-üst yapı ile sivil toplum-siyasal toplum arasındaki ilişki olarak çözümlenmesi, sivil toplumun ve bu kavramın bir çeşit tarihsel ve siyasal çevirisi olan hegemonya kavramının tarihsel blok içindeki önemini göstermektedir.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sivil Toplum

Sivil toplum nedir sorusuna cevap aramadan önce sivil toplum kavramını, toplumsal gerçeklik bakımından incelemek gerekir. Bu …

Roma Statüsü Türkiye

Roma Statüsü

Roma Statüsü, insanlığa karşı işlenen suçları engellemek amacıyla 1998’de Roma’da gerçekleştirilen bir konferans sonrasında kabul …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir