ÖNE ÇIKANLAR
Home » Enerji » Türkiye’de Kömür

Türkiye’de Kömür

Türkiye’de kömür sayfamızda Türkiye’nin kömür rezervleri, linyit rezervleri, kömür ithal ettiği ülkeler gibi enerji ekonomisi açısından önem arz eden hususları ele alacağız. İlk olarak Türkiye’de enerji üretiminin 2013 yılı itibarıyla kaynaklara göre dağılımına bakıldığında linyitin oranının %43,7, taş kömürünün oranının ise %3,1 olduğu görülmektedir. Aynı kaynakların enerji tüketiminde payları ise sırasıyla %11 ve %14,7’dir.

Türkiye taş kömürü rezervleri-milyon ton (Türkiye Taş kömürü Kurumu-TTK)

Türkiye kömür rezervleri

Ülkemizde, doğal gaz ve petrol rezervleri oldukça düşük olmasına karşın, 515 milyon tonu görünür olmak üzere, yaklaşık 1,3 milyar ton taş kömürü rezervi bulunmaktadır. Ayrıca 13,9 milyar tonu görünür niteliğinde toplam 14,2 milyar ton linyit rezervi bulunmaktadır. Bu miktar dünya kanıtlanmış işletilebilir kömür rezervlerinin %1,7’sini oluşturmaktadır. Linyit rezervlerimiz ise dünya linyit rezervlerinin %7,1’i kadardır (Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ), 2015). Türkiye’nin en önemli taş kömürü rezervleri Zonguldak Havzasında bulunmaktadır. Son yıllarda yürütülen arama ve rezerv geliştirme çalışmaları sonucunda ciddi bir rezerv artışı sağlanmıştır. Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü (MTA) tarafından yeni sahaların keşfine ve rezerv artışına yönelik çalışmalar söz konusudur.

Kurumlara göre 2014 yılı linyit rezervleri-milyar ton (TKİ)

Türkiye linyit rezervleri

2005 yılına kadar yapılan hesaplamalarda 8,3 milyar ton olarak hesaplanan linyit rezervlerinin çoğunluğu 1976–1990 yılları arasında bulunmuş, bu dönemden sonra kapsamlı rezerv geliştirme etüt ve sondajları yapılamamıştır. 2005 yılında, TKİ koordinatörlüğünde yürütülen “Linyit Rezervlerimizin Geliştirilmesi ve Yeni Sahalarda Linyit Aranması Projesi” kapsamında yapılan çalışmalar sayesinde; 2005-2012 yıllarını kapsayan dönem içinde önemli rezerv artışları sağlanmıştır (TKİ, 2015). Böylece linyit rezervi 2014 yıl sonu itibarıyla toplam 14,2 milyar tona ulaşmıştır. Ülkemizde linyit rezervleri Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu Akdeniz kıyıları ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin güney kesimi hariç Türkiye’nin her yerinde yaygın olarak bulunmaktadır (Küçükönder, 2014). Tablo 2.9’da görüldüğü üzere linyit rezervlerinin %87,7’si Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ), TKİ ve MTA olmak üzere üç kamu kuruluşuna, geriye kalan %12,3’ü özel sektöre aittir. Ülkemiz linyit rezervlerinin %53,4 ile en büyük kısmı EÜAŞ’nin ruhsatındadır. Fakat mevcut linyit rezervlerinin ısıl değerleri oldukça düşüktür. Isıl değeri genel olarak 1.000 kilokalori/kilogram (kcal)/(kg) ile 4.200 kcal/kg arasında değişiklik göstermekle birlikte yaklaşık %90’ının alt ısıl değeri 3.000 kcal/kg’ın altındadır. Bu nedenle linyit iktisadi açıdan çok kullanışlı bulunmamaktadır.

Ülkemizde kömür üretimi 1980’lerde yıllık yaklaşık 4 milyon ton iken daha sonraki yıllarda maden ocaklarında derinlere inildikçe üretim maliyetlerinin artması, aramanın emek yoğun bir faaliyet olması ve mekanize üretimin yapılamaması nedenleriyle çıkarımın zorlaşması neticesinde yıllık yaklaşık 2,5 milyon tona gerilemiştir (TKİ, 2013; Küçükönder, 2014). 1980’li yılların başında toplam taş kömürü tüketiminin %80’i, 1990’ların başında ise %45’i yerli üretimden karşılanırken 2013 yılında sadece %5,8’i yerli kaynaklarla karşılanmıştır (TTK, 2015).

Zonguldak Havzası’nda 2004 yılından itibaren TTK tarafından rödövans karşılığı özel firmalara kömür üretimi uygulaması başlatılmıştır. 2004 yılında toplam yerli üretimin içinde özel sektörün payı %3,3 iken 2014 yılında özel sektör tarafından üretilen taş kömürü toplam üretimin yaklaşık %28,6’sı oranındadır (TKİ, 2015).

2000 sonrası taş kömürü üretimi, ithalatı, tüketimi (TTK)

Türkiye kömür üretimi tüketimi ithalati

TTK’nın verilerine göre 2000 yılında yerli üretim 2,3 milyon ton iken 2014 yılında 1,8 milyon tona gerilemiştir. İthalat ise grafikte görüleceği üzere 13 milyon tondan 30,2 milyon tona çıkarak 2 kattan fazla artmıştır. 2014 yılı itibarıyla toplam tüketim ise 32 milyon tondur. Dolayısıyla kömürde dışa bağımlılık oranı yaklaşık %94’tür. Son yıllarda kömür ithalatındaki yükselişi tetikleyen en önemli unsur, elektrik üretimi amaçlı kullanılacak buhar kömürlerine olan talepteki ciddi artıştır. Söz konusu eğilim dikkate alındığında, ithalatın önümüzdeki yıllarda da artarak süreceği ve kömür ithalat faturasının doğal gaz faturasına yakın düzeylere yükselebileceği anlaşılmaktadır (TKİ, 2015).

Kömür ithalat miktarlarının artmasıyla ödenen ithalat bedelleri giderek yükselmektedir. İlk defa 2004 yılında 1 milyar $ eşiğini geçen kömür ithalatı 2006 yılında 2 milyar $, 2008 yılında 3 milyar $ ve 2011 yılında ise 4 milyar $ seviyesini geçmiştir. Uluslararası piyasalarda kömür fiyatlarının gerilemesiyle 2013 yılı ithalat maliyeti 3,5 milyar $ ve 2014 yılı maliyeti ise 3,2 milyar $ olarak tahakkuk etmiştir (TKİ, 2015).

2014 yılı itibarıyla taşkömürü ithalatının ülkelere göre dağılımı (TKİ)

Türkiye'nin kömür ithal ettiği ülkeler

Grafikte taş kömürü ithalatının ülkelere göre dağılımı verilmektedir. Buna göre Türkiye’nin en fazla petrol ithal ettiği ülke %31,6 pay ile Kolombiya olurken, 2. ülke yaklaşık %30 pay ile Rusya, 3. ülke ise %14,5 pay ile ABD’dir.

Linyit üretimlerine bakıldığında ise 1970’li yılların başlarından itibaren, petrol krizlerine bağlı olarak elektrik üretimine yönelik linyit işletmeleri yatırımları artmıştır. 1970 yılında 5,8 milyon ton olan linyit üretimi 1998 yılında yaklaşık 65 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. Ancak bu tarihten itibaren özellikle doğal gaz alım anlaşmalarına paralel olarak linyit üretimi sürekli azalmış, 2004 yılında 43,7 milyon ton ile en düşük seviyesini görmüştür. Bu tarihten sonra tekrar yükselen linyit üretimleri 2008 yılında 76 milyon tonu görmüş, ancak daha sonra tekrar gerileyerek 2013 yılında 63,3 milyon ton olarak gerçekleşmiştir. ETKB’nin verilerine göre 2013 yılı itibarıyla kamuya ait linyit üretimi 16 milyon tonu TKİ’ye, 23 milyon tonu EÜAŞ’ine ait olmak üzere yaklaşık 39 milyon tondur. Özel sektöre ait linyit üretimi ise yaklaşık 24 milyon tondur (ETKB, 2015). Dolayısıyla özel sektörün linyit üretimindeki payı %38’dir.

Türkiye’de 2014 yılı taş kömürü tüketimi 32 milyon ton, linyit tüketimi ise 55,2 milyon tondur. Sektörel açıdan bakıldığında taşkömürü tüketiminin önemli bir kısmının sanayi sektöründe (çimento fabrikaları, şeker fabrikaları ve diğer sanayi tesisleri) ve kok fabrikalarında (demir-çelik tesislerinde) gerçekleştiği görülmektedir. Taş kömürünün elektrik santrallerinde kullanımı giderek artmaktadır. 2000’li yıllardan önce %20 oranında elektrik üretiminde kullanılan taş kömürünün payı 2003 yılı itibarıyla %40 düzeyini geçmiştir. Linyit tüketiminin ise %85,4’ü elektrik üretiminde termik santrallerde, %6,8’i sanayi sektöründe %7,7’si ise konut ve iş yerlerinde kullanılmaktadır (TKİ, 2015).

Enerjide yerli kaynakların kullanımını artırma ve dışa bağımlılığın azaltılması politikası çerçevesinde linyit ve taş kömürü rezervlerinin değerlendirilmesi önemli bir unsur olarak gündeme gelmektedir. Bu kapsamda Kalkınma Bakanlığı tarafından yayımlanan 10. Kalkınma Planında yer alan 25 adet Öncelikli Dönüşüm Programından biri olan “Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretim Programı Eylem Planı” kapsamında;

  • Afşin-Elbistan gibi büyük linyit havzaları ile daha düşük kapasiteli diğer rezervlerin değerlendirilmesi için özel bir finansman yöntemi geliştirilmesi ve uygulanması,
  • Kamu elinde olup rödovans usulüyle yeni ihale edilecek sahaların özel sektöre devrinin sağlanması,
  • Yerli kömürün temiz kömür teknolojileri ile üretilmesi, gazlaştırılması, sıvılaştırılması gibi alanlarda araştırma-geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarına ağırlık verilmesi,
  • Yerli kömürlere dayalı elektrik üretim tesisi yatırımlarına yönelik teşvik uygulamasının izlenerek ihtiyaçlara göre güncellenmesi gibi politikalar benimsenmiştir.

Dolayısıyla yerli kaynakların enerji üretimi amacıyla değerlendirilmesinde taş kömürü ve linyite atfedilen önem son derece fazladır.

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on LinkedIn

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

En çok kömür üreten ülkeler

Kömür

Kömür, milyarlarca yıl boyunca toprak altında kalan bitkisel artıkların kısmi ayrışması sonucunda oluşup kimyasal değişime …

Yenilenemez Enerji Kaynakları

Yenilenemez enerji kaynakları belli bir rezerve ve ömre sahip olan enerji kaynaklarıdır. Kömür, petrol, doğal …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir