Toplumsal Sözleşme

Toplumsal sözleşme (doğal hukuk veya toplum sözleşmesi) düşüncesi, orta çağ Avrupa’sında Hobbes, John Locke, Rousseau gibi düşünürler tarafından savunulan, bireylerin doğa durumundan çıkarak genel yararın sağlanması amacıyla bireysel haklarını bir üst mekanizmaya –devlete– devretmesini öngören bir düşünce modelidir. Bu gelenekte öne çıkan kavramlar “doğa durumu” ve “toplum sözleşmesi” kavramlarıdır. Toplumsal sözleşmeci düşünürlerde bu kavramlar bazı farklılıklar içermekle birlikte genel olarak aynı durumlara vurgu yapmaktadır.

Toplumsal sözleşmeDoğa durumu kavramı toplumsal sözleşmeci düşünürler tarafından sivil ve politik topluma karşıt bir kavram olarak kabul edilmiş olup insanın hiçbir siyasi örgüt ya da yönetimin olmadığı zamanki doğal haline işaret etme amacıyla kullanılmıştır. Bu anlayışa göre doğa durumu, toplumlar yaratılmadan önce var olmuş bir hali, toplumsallaşma öncesi yaşanan bir durumu betimlemekte olup, doğal düzeni toplumsal düzenle, doğal insanı toplumsal insanla karşılaştırmak ve insan toplumlarının doğasını toplumların bizzat kendilerinin işleyişi tarafından sağlanan ölçütlerden bağımsız olarak açıklayıp yorumlamak amacıyla amacıyla analitik bir araç olarak kullanılmıştır. Nitekim bu haliyle doğa durumu olumsuz bir nitelik taşımaktadır ve insanların kötülüğünedir.

Toplum sözleşmesi, insanların doğa durumundan çıkıp sivil ve politik topluma geçmek amacıyla kendi aralarında yaptıkları bir anlaşmadır. Bireylerin haklarının ve görevlerinin kökenini açıklayan bu sözleşme, bireysel ve bencil alışkanlıklarından vazgeçen bireylerin kendi çıkarlarının yanında, genelin çıkarı ve iyiliği adına, bir toplum oluşturmak üzere, aralarında yaptıkları ve kendi kendilerini yönetme haklarını, hepsinin üzerindeki ortak bir hakeme devrettiklerini ifade eden, yazılı olmayan bir anlaşmadır. Toplum sözleşmesi kavramı toplumsal sözleşmeci düşünürler tarafından devletin kökenini açıklamasında kullanılan önemli bir teorik araç olmuştur. Kavramın kökeni açısından doğa durumu içerisinde bireysel çıkarların artarak çatışması aynı zamanda sözleşme kavramının, iktisadi faaliyetin temel kavramlarından biri olarak gelişmekte olan bir ekonomiye işaret ettiğini göstermektedir.

Bu kavramların temelinde yükselen toplum sözleşmesi teorisinde sivil toplumun politik toplumdan ayrı bir statüsü yoktur. Sivil toplum ile devlet arasında bir ayrım söz konusu olmayıp sivil toplumun karşıtı olarak doğa durumu gösterilmiş ve insanların doğa durumundan sivil ve politik topluma geçmek amacıyla bir toplum sözleşmesi yaptıkları savunulmuştur.

Benzer Yazılar

Susurluk Kazası Fotoğrafları
Görüntülenme: 1,444
3 Kasım 1996'da Balıkesir'in Susurluk ilçesinde meydana gelen Susurluk kazası, Türkiye'de "devlet, polis, mafya" arasındaki karanlık ilişkileri ortaya...
Gramsci ve Tarihsel Blok
Görüntülenme: 339
Gramsci’ye göre toplumda çeşitli ve karmaşık nitelikli yapılar ve üst yapılar vardır. İşte bu alt yapılar ve üst yapılar bir “tarihsel blok” oluşturur...
Gramsci ve Hegemonya
Görüntülenme: 313
Tarihsel bloğun Gramsci tarafından altyapı-üstyapı ile sivil toplum-siyasal toplum arasındaki ilişki olarak çözümlenmesi, sivil toplumun ve bu kavramı...

Bir Cevap Yazın