Türkiye’de Nükleer Enerji

Türkiye’de nükleer çalışmalar, nükleer teknolojiye sahip olmayan pek çok Avrupa ülkesiyle aynı zamanda 1955 yılında atom enerjisinin barışçı amaçlarla kullanılması konusunda düzenlenen 1. Cenevre Konferansı ile beraber başlamıştır. Nükleer santral kuruluşuyla ilgili ilk fizibilite etütleri 1968’de yapılmıştır. 1970 yılında Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) kurulmuş ve 1972 yılında TEK’e bağlı olan Nükleer Enerji Dairesi faaliyete geçmiştir. 1972-74 yıllarında yapılabilirlik etütleri ve yer araştırmaları değişen şartlara göre revize edilmiş, 1976 yılında Silifke’nin batısındaki Akkuyu mevkii ilk kuruluş yeri olarak seçilmiş ve yapılan geniş kapsamlı araştırmalara dayanarak Başbakanlık Atom Enerjisi Komisyonu’ndan yer lisansı alınmıştır (Kütükçüoğlu). 1976 yılında nükleer san-tral ihalesi için girişimde bulunulmuş ve tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda 1977’de firmalarla sözleşme öncesi görüşmeler başlamış, ancak 1979’da görüşmeler çeşitli sebeplerden sonuçlanamamıştır (Kütükçüoğlu). 1976 yılında Akkuyu sahası için saha lisansı alınmasını takiben 2009 yılına kadar dört kez nükleer santral ihalesi açılmış ancak ciddi anlamda hayata geçirilmemiştir (ETKB, 2015).

2009 yılında Yüksek Planlama Kurulu tarafından yayınlanan Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi’nde yer aldığı üzere, nükleer santrallerin elektrik enerjisi üretimi içerisindeki payının 2020 yılına kadar en az %5 seviyesine ulaşması, uzun vadede ise daha da artırılması hedeflenmiştir.

Bu bağlamda 12 Mayıs 2010 tarihinde Akkuyu sahasında ilk nükleer santralin kurulmasına yönelik Rusya ile bir anlaşma imzalanmıştır. Anlaşmayı müteakip Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) Elektrik Üretim Anonim Şirketi (A.Ş.) isimli bir proje şirketi kurulmuştur ve projenin başlangıç aşamasında proje şirketinin tüm hisse payı Rusya’nın Rosatom şirketine aittir. Rus firması, kuracağı 4 nükleer santral ünitesinin, santral yardımcı tesislerinin ve üretilen elektriğin sahibi olarak santrali işletip 15 yıllık alım garantisi taahhüdüyle Türkiye’ye satacaktır . Sonraki aşamalarda ise Rosatom’un proje şirketindeki toplam payının %51’in altına hiçbir zaman düşmeyeceği şeklinde anlaşmaya varılmıştır.

Projenin 4 aşamada gerçekleşmesi planlanmaktadır. Birinci aşama hazırlık dönemi olarak öngörülmüştür. Bu aşamada santral için proje şirketine arazi tahsisinin gerçekleştirilmesi, mühendislik etütlerinin yürütülmesi, nükleer santralin tesisi için tüm gerekli lisans ve izinlerin alınması, inşaat için ön hazırlık çalışmalarının yapılması planlanmıştır. Proje şirketi Akkuyu NGS Elektrik Üretim A.Ş. 4000 MW’lık üretim kapasitesi ile EPDK’ya üretim lisansı başvurusu yapmıştır. İkinci aşama nükleer santralin inşası, üçüncü aşama santralin işletilmesi ve teknik destek, son aşama ise işletmeden çıkarılması olarak planlanmıştır (Akkuyu Nükleer A.Ş.).

HEMEN İNCELE →  Yenilenebilir enerji kaynakları

Proje kapsamında toplam 4.800 MW gücünde VVER-1200 tipinde 60 yıl işletme ömürlü 4 ünitelik bir nükleer santralin kurulması planlanmaktadır. Projenin yaklaşık maliyetinin ise yaklaşık 20 milyar $ olacağı öngörülmektir. Akkuyu nükleer santralinin ilk ünitesinin 2020 yılında, diğer ünitelerinin birer yıl arayla işletmeye alınarak 2023 yılında tamamlanması düşünülmektedir.

Gündemde olan bir diğer nükleer santral projesi ise Sinop Nükleer Santral projesidir. 3 Mayıs 2013 tarihinde Türkiye ile Japonya arasında Sinop’ta NGS’nin tesisine ve işletimine dair anlaşma imzalanmıştır. Anlaşma 1 Nisan 2015 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) onayından geçmiştir. Bu anlaşmaya istinaden santralin toplam 4480 MW kurulu gücünde 4 reaktörden oluşması planlanmaktadır. Santralin her bir ünitesinin toplam işletme ömrünün 60 yıl olması ve santralin ilk iki ünitesinin 2023 ve 2024 yıllarında, diğerlerinin ise 2027 ve 2028 yıllarında işletmeye alınması planlanmaktadır (ETKB, 2015). Projenin yaklaşık maliyetinin 20 milyar $ olacağı öngörülmektedir.

Akkuyu ve Sinop nükleer santral projelerinin tamamlanması durumunda on yıl sonraki elektrik enerjisi kurulu gücünde nükleer enerjinin payı %10 olacaktır. Bu durum yılda 16 milyar m³’lük, yani 7,2 milyar $ tutarında doğal gaz ithalatından vazgeçileceği anlamına gelmektedir. Mevcut elektrik tüketiminin ise %33’ü nükleer güçten karşılanıyor olacaktır (ETKB, 2015). Ayrıca Öncelikli Dönüşüm Programlarından biri olan “İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması Eylem Planı” çerçevesinde toryumun nükleer enerji üretiminde aktif bir şekilde kullanılması, bu amaçla uluslararası çalışmalara aktif katılım sağlanması ve bu yönde Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi öngörülmektedir

HEMEN İNCELE →  Nükleer Enerji

Benzer Yazılar

Enerji nedir?
Görüntülenme: 162
Enerji nedir? Enerji iş yapabilme kapasitesi veya başka bir deyişle herhangi bir sistem içinde oluşan iş olarak tanımlanmaktadır. İnsan aktivitelerind...
Enerji tüketimi
Görüntülenme: 256
Küresel enerji tüketimi ekonomik büyüme, kişi başına milli gelirdeki artış, sanayileşme, nüfus artışı ve kentleşme gibi unsurlara bağlı olarak sürekli...
Yenilenebilir enerji kaynakları
Görüntülenme: 248
Tanım olarak yenilenebilir enerji, “doğal yollarla makul ölçülerde kendini yenileyebilen bir enerji türü”dür (Chiras, 2006). Küresel enerji talebinin ...

Bir Cevap Yazın